
Panik bozukluk, beklenmedik anlarda gelen ve tekrarlayan panik ataklarla, bunların yeniden olacağına dair süregiden bir endişeyle tanımlanan bir kaygı bozukluğudur. Atak sırasında kişi öleceğini, kontrolünü kaybedeceğini ya da delireceğini düşünebilir. Yaşanan korku gerçektir, ancak atağın kendisi tehlikeli değildir ve doğru tedaviyle ataklar seyrekleşir, çoğu zaman tamamen durur.
Panik atak nasıl yaşanır?
Atak genellikle birkaç dakika içinde zirveye ulaşır ve yirmi otuz dakika içinde yatışır. Bu sürede aşağıdaki belirtilerin en az dördü bir arada görülür:
- Kalp çarpıntısı ya da kalbin hızla atması
- Nefes alamama, boğulma hissi
- Göğüste baskı ya da ağrı
- Terleme, titreme, sıcak basması ya da üşüme
- Baş dönmesi, sersemlik, bayılacakmış gibi olma
- Ellerde ve dudaklarda karıncalanma
- Mide bulantısı
- Çevreye ya da kendine yabancılaşma hissi
- Ölüm ya da kontrolü kaybetme korkusu
İlk atak çoğu zaman acil serviste biter. Kalp grafisi ve kan tahlilleri normal çıkar, kişi eve gönderilir; ama yaşadığının ne olduğunu anlamadığı için korku sürer.
Panik bozukluk ne zaman düşünülür?
Tek bir panik atak geçirmek panik bozukluk anlamına gelmez. Tanı için atakların tekrarlaması ve ardından en az bir ay boyunca şu durumlardan birinin görülmesi gerekir:
- Yeni bir atak geleceğine dair sürekli bir tetikte olma hâli, yani beklenti kaygısı
- Atak geçirilen yerlerden, yalnız kalmaktan, toplu taşımadan ya da kalabalıktan kaçınma
- Yanında her zaman su, ilaç ya da bir yakınını bulundurma ihtiyacı
Kaçınma davranışı zamanla genişleyebilir ve kişinin evden çıkmakta zorlandığı agorafobi tablosuna dönüşebilir. Bu nedenle erken tedavi önemlidir.
Panik bozukluk çoğunlukla genç yetişkinlikte başlar ve kadınlarda biraz daha sık görülür. Yoğun stres, uykusuzluk, bir yakının kaybı, ağır bir hastalık geçirmek ya da doğum gibi büyük değişiklikler ilk atağın öncesinde sıkça yer alır. Ailede kaygı bozukluğu öyküsü de yatkınlığı artırır. Bu etkenleri bilmek, ilk atağın neden o dönemde geldiğini anlamayı ve kişinin kendini suçlamaktan uzaklaşmasını sağlar.

Muayenede neler yapılır?
Görüşmede ilk atağın nerede ve nasıl olduğu, atakların sıklığı, tetikleyiciler, kaçınılan yerler ve günlük yaşamdaki kısıtlamalar ayrıntılı olarak ele alınır. Kafein, enerji içeceği, alkol ve uyarıcı madde kullanımı sorulur; bunlar atakları tetikleyebilir.
Panik ataklara benzeyen bedensel durumları dışlamak tanının parçasıdır. Daha önce yapılmadıysa elektrokardiyografi, tiroit hormonları, kan şekeri ve tam kan sayımı istenebilir. Kalp ritim bozukluğu ya da astım şüphesi varsa ilgili uzmanlıkla birlikte değerlendirme yapılır. Panik bozukluk sıklıkla depresyon ve diğer kaygı bozukluklarıyla birlikte görüldüğü için bu alanlar da sorgulanır.
Tedavi seçenekleri
Bilişsel davranışçı terapi: Panik bozuklukta en etkili yöntemlerden biridir. Kişi bedenindeki duyumları felaket olarak yorumlama döngüsünü tanır, nefes ve dikkat becerileri öğrenir ve kaçındığı durumlarla aşamalı olarak yeniden karşılaşır. Terapide, korkulan bedensel duyumların kontrollü biçimde oluşturulduğu iç duyum çalışmaları da yer alır.
İlaç tedavisi: Atakları önlemek için bağımlılık yapmayan antidepresanlar kullanılır. Bu ilaçlar düşük dozla başlanır ve etkileri birkaç hafta içinde belirginleşir. Atak sırasında kullanılan hızlı etkili sakinleştiriciler kısa süreli rahatlama sağlar, ancak uzun süreli kullanımda bağımlılık riski taşıdığı için yalnızca ilk haftalarda ve kontrollü olarak tercih edilir.
Birlikte kullanım: Ataklar sık ve kaçınma belirgin olduğunda ilaç ile terapinin birlikte uygulanması iyileşmeyi hızlandırır.
Atak sırasında ne yapılabilir?
Atağın tehlikeli olmadığını ve kendiliğinden geçeceğini hatırlamak ilk adımdır. Nefesi yavaşlatmak, burundan alıp ağızdan uzun uzun vermek, ayakların yere bastığını ve çevredeki nesneleri fark etmek bedenin alarm sistemini yatıştırır. Atak geldiği yerden hemen kaçmak yerine, mümkünse orada kalmak beynin o yeri tehlikeli olarak kodlamasını önler.
Yakınlar nasıl yardımcı olabilir?
Atak sırasında yanında biri olan kişi için en zor şey çaresizlik hissidir. Sakin bir sesle atağın geçeceğini hatırlatmak, kişiyle birlikte yavaş nefes almak ve onu hemen kalabalık bir ortamdan çıkarmaya çalışmak yerine birkaç dakika beklemek çoğu zaman yeterlidir. "Bir şeyin yok, abartıyorsun" demek kişinin kendini anlaşılmamış hissetmesine yol açar; korkunun gerçek olduğunu, ama tehlikenin olmadığını aynı anda söylemek daha yardımcıdır. Uzun vadede yakınların, kişinin kaçındığı her durumda ona eşlik etmesi ya da işlerini onun yerine yapması kaçınmayı farkında olmadan güçlendirebilir. Tedavi sürecinde hangi durumlarda destek olunacağı, hangilerinde kişinin kendi başına denemesi gerektiği muayenede birlikte konuşulabilir.
Tedavi ne kadar sürer?
Terapi çoğunlukla haftalık seanslarla on iki ila on altı hafta sürer. İlaç tedavisinde, ataklar durduktan sonra en az bir yıl devam edilmesi önerilir. Kontrollerde atak sıklığı, beklenti kaygısı ve kaçınma davranışlarındaki azalma izlenir. Tedavinin sonunda amaç yalnızca atakların durması değil, kişinin kaçındığı yerlere yeniden rahatça gidebilmesidir.
Sık sorulanlar
Panik atak kalp krizine dönüşebilir mi?
Hayır. Panik atak kalbe zarar vermez. Yine de ilk kez göğüs ağrısı yaşayan herkesin kalp açısından değerlendirilmesi gerekir.
Panik bozukluk tekrarlar mı?
Tedavi tamamlandığında çoğu kişide ataklar uzun süre görülmez. Stresli dönemlerde tekrar edebilir; öğrenilen beceriler bu dönemi kısa tutar.
Ataklar gece uykudan uyandırabilir mi?
Evet, gece panik atakları görülebilir ve tedavi yaklaşımı gündüz ataklarıyla aynıdır.
Araba kullanmak güvenli mi?
Atak sırasında araç kenara çekilebilir. Kullanılan ilacın uyku hâli yapıp yapmadığı muayenede konuşulur.


